بشنو اين نى

23 09 2007

Türkçe-Farsça

MESNEVÎ’NİN İLK 18 BEYTİ 

 

بشنو اين نى چون حكايت مى‏كند

از جدايى‏ها شكايت مى‏كند

 

Bişnev in ney çün hikâyet mîküned

Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned

 

Dinle, bu ney neler hikâyet eder,

ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.

 

كز نيستان تا مرا ببريده‏اند

در نفيرم مرد و زن ناليده‏اند

 

Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend

Ez nefîrem merd ü  zen nâlîdeend

 

Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan

erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.

 

سينه خواهم شرحه شرحه از فراق

 تا بگويم شرح درد اشتياق‏

 

Sîne hâhem şerha şerha ez firâk

Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk

 

İştiyâk derdini şerhedebilmem için,

ayrılık acılarıyle şerha şerhâ olmuş bir kalb isterim.

 

هر كسى كاو دور ماند از اصل خويش

باز جويد روزگار وصل خويش

Herkesî kû dûr mand ez asl-ı hiş

Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-ı hîş

 

Aslından vatanından uzaklaşmış olan kimse,

orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.

 

من به هر جمعيتى نالان شدم

جفت بد حالان و خوش حالان شدم

Men beher cem’iyyetî nâlân şüdem

Cüft-i bedhâlân ü hoşhâlân şüdem

 

Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Bedhâl (kötü huylu)

 olanlarla da, hoşhâl (iyi huylu) olanlarla da düşüp kalktım.

 

هر كسى از ظن خود شد يار من

از درون من نجست اسرار من

Herkesî ez zann-i hod şüd yâr-i men

Vez derûn-i men necüst esrâr-i men

 

 Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu.

İçimdeki esrârı araştırmadı.

 

سر من از ناله‏ى من دور نيست

 ليك چشم و گوش را آن نور نيست

Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist

Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst

 

Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu

görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur.

 

تن ز جان و جان ز تن مستور نيست

ليك كس را ديد جان دستور نيست

Ten zi cân ü cân zi ten mestûr nîst

Lîk kes râ dîd-i cân destûr nîst

 

Beden ruhdan, ruh bedenden gizli değildir.

Lâkin herkesin rûhu görmesine ruhsat yoktur.

 

آتش است اين بانگ ناى و نيست باد

هر كه اين آتش ندارد نيست باد

 

Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd

Her ki în âteş nedâred nîst bâd

 

Şu neyin sesi âteşdir; havâ değildir.

Her kimde bu âteş yoksa, o kimse yok olsun.

 

آتش عشق است كاندر نى فتاد

 جوشش عشق است كاندر مى‏فتاد

 

Âteş-i ıskest ke’nder ney fütâd

Cûşiş-i ışkest ke’nder mey fütâd

 

Neydeki âteş ile meydeki kabarış,

hep aşk eseridir.

 

نى حريف هر كه از يارى بريد

پرده‏هايش پرده‏هاى ما دريد

 

Ney harîf-i herki ez yârî bürîd

Perdehâyeş perdehây-i mâ dirîd

 

Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri,

bizim nûrânî ve zulmânî perdelerimizi -yânî, vuslata mânî olan perdelerimizi- yırtmıştır.

 

همچو نى زهرى و ترياقى كه ديد

همچو نى دمساز و مشتاقى كه ديد

 

Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd

Hem çü ney dem sâz ü müştâkî ki dîd

 

Ney gibi hem zehir, hem panzehir;

hem demsâz, hem müştâk bir şeyi kim görmüştür

 

نى حديث راه پر خون مى‏كند

 قصه‏هاى عشق مجنون مى‏كند

 

Ney hadîs-i râh-i pür mîküned

Kıssahây-i ışk-ı mecnûn mîküned

 

Ney, kanlı bir yoldan bahseder,

Mecnûnâne aşkları hikâye eder.

 

محرم اين هوش جز بى‏هوش نيست

مر زبان را مشترى جز گوش نيست‏

 

Mahrem-î în hûş cüz bîhûş nist

Mer zebânrâ müşterî cüz gûş nîst

 

Dile kulakdan başka müşteri olmadığı gibi, mâneviyâtı idrâk 

etmeye de bîhûş olandan başka mahrem yoktur

 

در غم ما روزها بى‏گاه شد

روزها با سوزها همراه شد

 

Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şüd

Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şüd

 

Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve

Ayrılıktan hâssıl olan ateşlerle arkadaş oldu –yânî, ateşlerle, yanmalarla geçti – .

 

روزها گر رفت گو رو باك نيست

تو بمان اى آن كه چون تو پاك نيست

 

Rûzhâ ger reft gû rev bâk nîst

Tû bimân ey ânki çün tû pâk nist

 

Günler geçip gittiyse varsın geçsin.

Ey pâk ve mübârek olan insân-ı kâmil; hemen sen vâr ol!..

 

هر كه جز ماهى ز آبش سير شد

هر كه بى‏روزى است روزش دير شد

 

Herki cüz mâhî zi âbeş sîr şüd

Herki bîrûzîst rûzeş dîr şüd

 

Balıktan başkası onun suyuna kandı.

Nasibsiz olanın da rızkı gecikti.

 

درنيابد حال پخته هيچ خام

 پس سخن كوتاه بايد و السلام

Der neyâbed hâl-i puhte hîç hâm

Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm

 

Ham ervâh olanlar, pişkin ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar. 

O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm. 

 

Reklamlar

İşlemler

Information

4 responses

25 02 2010
fat,h

yazık ki farsça bilmiyorum,sırf mevlanayı okumak için öğrenmeye değer.Türkçe tercümesi hiç bir edebi estetiğe sahip değil.

4 08 2010
mustafa erdoğan

Failatun vezniyle okuyunca insanı alıp götürüyor:))

20 09 2010
simel

Ney hadîs-i râh-i pür mîküned ….. yerine
Ney hadîs-i râh-i pür hun mîküned …………olmalıydı unutulmuş ya da gözden kaçmış olucak… sevgiyle

13 04 2011
IRMAK

ancak sonları miküned değil mikoned olmalıydı. bu şekilde daha doğru olacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: