عمر-Ömür

21 04 2011

Lugesyam’a sevgilerimle… 

از دی که گذشت هیچ ازو یاد مکن

فردا که نیامده ست فریاد مکن

برنامده و گذشته بنیاد مکن

حالی خوش باش و عمر بر باد مکن

Geride kalan ‘ dün ‘ ü hiç yâd eyleme,

Henüz gelmemiş olan ‘ yarın ‘ için feryâd eyleme,

Gelecek ve geçmişin üzerine bir şey bünyâd eyleme,

İçinde bulunduğun ‘ an ‘ da mutlu ol; ömrünü berbâd
eyleme…





نعتها-Na’tlar

14 04 2011

Hz. Peygamber’e duyulan sevgi, bağlılık ve hürmet hislerinin göstergesi olan, gerek Türk Edebiyatı’nda, gerek Arap ve Fars Edebiyatı’nda binlerce örneğiyle en çok kaleme alınmış olan tür na’ttır. Arapça bir kelime olan na’t; bir kimsede bulunan özellikleri methederek anlatmak anlamını taşır. Edebî bir terim olarak da; Hz. Muhammed (s.a.s)’in methini konu edinen, O’nu övme amacıyla yazılan manzum ve mensur eserlere verilen bir isim, bir türün adıdır.

Farsça kaleme alınmış, Mevlana Celaleddin Rumi’ye ait iki naatı paylaşıyoruz…

Yâ Habiballah, Halik’in Rasul-i zîşânı sensin

Hz. Zü’l-celâlin seçilmiş, pâk ve misilsiz kulu sensin
Hz. Hak Tealâ’nın nazlı nebisi, kâinâtın evveli ve bedr-i
müniri

Enbiyânın gözünün nuru, bizim gözümüz ve çerağımız sensin

Cebrail üzengide, bir gecede miraç vâki olmuştu

Yeşil gök kubbesinin üzerine şeref ayağını koyan sensin

Yâ Rasulallah, sen bilirsin ki ümmetlerin âcizdir, günahkârdır

Başsız ayaksız âcizlerin önderi, kurtarıcısı sensin

Mevlana, Peygamber-i zîşânın nâ’tını, vasfını yüce tutar

Mustafa ve müctebâ O efendiler efendisi sensin.

Ey hazreti Allah’ın Rasulü ey Habib-i Kibriya

Ey alemin gözünün nuru, ey nebilerin imamı

Her iki cihanda çihar yar-ı güzinin lütuf ve seha menbaı

Ebubekir Ömer Osman Ali dostun ve yârânındır

Yâ Resulallah senin cemal bağında naat söyleyen bülbülüm

Zât-ı şâh-ı risaletinizin hükm-i fermanını itaatle
beklemekteyim.

Merhamet kıl, Molla-yı Rum’un yüzü, gece gündüz ayağının tozudur

Ey Ahmed, Mahmud, Ebu’l Kasım Muhammed, Mustafa

Na’tlar ile ilgili  bilgiye aşağıdaki siteden ulaşılabilir;

http://www.sonpeygamber.info/turk-edebiyatinda-naatlar





Bab’Aziz-Nacer Khemir

3 04 2011

اَلطُّرُقُ اِلَى اللّهِ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ الْخَلاَئِقِ

“ Et-turuku ilallahi bi-adedi enfâsi’l halayık”
“Allah’a giden yollar yaratılmışların nefesleri adedincedir”

‘Fırtına diner, İştar dedesinin yüzündeki kumları temizler, sonra tutar dedesinin ellerinden, -onun gören gözüdür- onu buluşacağı yere götürürken yol arkadaşı olur. Aslında tersidir, dedesi tutar İştar’ın ellerinden- onun gören kalp gözüdür- onu buluşacağı yere götüren yol arkadaşı olur. Bu yolda İştar’ın öğreneceği çok şey vardır ve bu yol, uzundur.
Masumiyet ve hikmet el eledir, başlangıç ve son, hayat ve ölüm.
Dervişlerin toplantısına ulaşmak için, herkes kendi yolunu, kendi amacını, kendi armağanını kullanır, çöllerden geçer, farklı rotalar izler, zaman zaman kesişse de yollar, herkes kendi yolundan gitmelidir.’

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir’in çektiği 2005 yılı yapımı bir film Bab’ Aziz.
Armand Amar’ın üstlendiği film müzikleri tamamı ile mükemmel. Salar Aghili’nin seslendirdiği  Poem of the Butterflies ve Poem of the Atoms mükerreren dinlettiriyor kendini..

Bir “yol” hikâyesinden, gönle yerleşen ifâdeler:

Canınla süpür cananın eşiğini
Ancak o zaman gerçek âşık olursun

Sen ve ben
İki ayrı biçim
Ama tek bir ruh
Kucaklaşmaktan daha yakın ne olabiliriz ki…

Kim bilir.. Bu dünyada herkesin tamamlaması gereken bir görevi vardır. Bunu unutmadığın sürece diğerleri çok da önemli değildir. Ama bundan başka her şeyi hatırlıyorsan, hiç bir şey bilmiyorsun demektir

Sen konuşunca daha az üşüyorum…

Sanki suyla temaşa halinde görünmektedir ve suda gördüğü, kendi görüntüsü değildir. Çünkü sadece âşık olmayanlar kendi yansımalarını görürler.

Yürümek yeterli, sadece yürümek… Davet edilenler yolu bulacaktır…

Ve…

Ölüm nasıl olur da başlangıcı olmayan bir şeyin sonu olur?

Zikr-i bâlâ şiirler;

ای روز بر آکه ذره ها رقص کنند
آن کس که از او چرخ و هوا رقص کنند

جانها زخوشی بی سروپا رقص کنند
در گوش تو گویم که کجا رقص کنند

هر ذره که در هوا و در هامون است
نیگو نگرش که همچو ما مفتون است

هر ذره اگر خوش است اگر محزون است
سرگشته خورشید خوش بی چون است

Ey gün, uyan, zerreler raks ediyor.
Bütün evren raks ediyor
Mutluluktan perişan olmuş ruhlar raks ediyor.
Kulağına rakslarının onları nereye götürdüğünü söyleyeceğim
Havadaki ve çöldeki bütün zerreler
İyi bilin, onlar sanki deliler
Her bir zerre mutlu ya da mahzûn
Hakkında hiçbir şey söylenmeyen güneşe tutulurlar

جملگی در حکم سه پروانه ایم
در جهان عاشقان افسانه ایم

اولی خود را به شمع نزدیک کرد
گفت حال من یافتم معنای عشق

دومی نزدیک شعله بال زد
گفت حال من سوختم در سوز عشق

سومی خود داخل آتش فکند
آری آری این بود معنای عشق

Hakikatte hepimiz üç pervâneyiz
Âşıkların dünyasında, efsâneyiz

İlki; mumun yanına geldi
Ve “Aşkın manasını buldum” dedi

İkincisi; alevin yanında kanadını çırptı
Ve  “Aşkın ateşinde yandım” dedi

Üçüncüsü; kendini ateşe attı
Evet, evet bu aşkın manasıydı.

Dinlemek için;
Poem of the Atoms;  http://www.youtube.com/watch?v=dZoKIMYYCRo

Poem of the Butterflies;  http://www.youtube.com/watch?v=T_LxEaceyHc&feature=related

Film ile ilgili kaleme alınmış güzel bir yazı; http://adabihaserat.blogspot.com/2011/02/bab-aziz-nacer-khemir.html