از صائب تبریزی -Sâib-i Tebrîzî’den-2

29 03 2017

Adsız

“Azizim! Fânî olan şu hayata mağrûr olmak hiç bir fâide vermez. Zira hayat dediğimiz şey, desti gibi topraktan olan ve desti kadar bile mukâvemeti bulunmayan şu vücutla kâimdir. Böyle olan bir hayata mağrûr olmak çamur desti üzerine çıkıp da sıçramaya benzer. Bugün kırılmazsa bile mutlaka yarın kırılır!”

Adsız2

“Azizim! Ufacık bir matlabın adem-i husûlünden dolayı me’yûs ve mükedder olma! A’zamına muntazır ol! Çünkü felekte yıldız kaybolunca âfitâb tulû’ ediyor. Sen de tecelliyâta muntazır, zuhûrâta tâbi ol!”

Adsız3

“Senden bir kaç kişinin memnun olması kâfîdir. Yoksa dünyada herkesin muradı üzere yaşamak insan için mümkün değildir.” 

Beyitler ve çevirileri “Mücevherât-ı Sâib-i Tebrîzî” isimli eserden alınmıştır. Eserle ilgili ayrıntılı bilgi ve beyitler paylaştığımız önceki yazımız için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

https://lisanifarisi.net/2013/06/25/mucevherat-i-saib-i-tebrizi/

Reklamlar




من چه گویم؟

13 01 2015

Resim1

Ey ihsânının en az derecesi dünya hükümdarlığı olan Malikü’l-mülk!

Sen kalbimde muzmir olanı bildiğin halde ben ne söyleyim ve nasıl duâ edeyim?

Münâcât-ı Mevlânâ Tercümesi / Tahiru’l-Mevlevî





ای انسان غافل-Ey Gâfil İnsan

19 10 2013

saib

Ey bâzâr-ı mihnete sevkindeki hikmetten gâfil olan insan! Biraz da umûr-ı ukbâyı düşün! Bir kafada ki her saat âb u nân fikri bulunur, âdeta bir değirmenden farkı yoktur. Çünkü değirmen de dâima kendine külfet ve meşakkatten başka bir fâidesi olmayan dâne ve tozlarla doludur.

Mücevherât-ı Sâib-i Tebrîzî’den.. 





Mücevherât-ı Sâib-i Tebrîzî

25 06 2013

2adsız

Ey vâkıf-ı zevk-i aşk olan dil-haste! Eğer devâm-ı aşkı arzu edersen,

sakın vuslatı i’tiyâd edinme! Zira ateşe âb-ı hayât bile döksen yine söner!

Adsız

Azizim! Senden eser-i gaflet ve cehâlet olarak bir hata sâdır olursa derhal tövbe et. Dehliz-i nedâmete kaç, gizlen. Zira insan yaptığı hatadan me’yûs ve nâdân olmamak ayrıca bir hatadır. 

 

Beyitlerine yer verdiğimiz şair, İran ve Azeri Türk edebiyatının ünlü simalarından olan ve Sâib mahlasıyla tanınan Mirza Muhammed Ali‘dir. 1601-1679 yılları arasında yaşamış, Farsça ve Türkçe şiirler söylemiştir. Gazel ve kasidelerden oluşan Divân’ı, Kandaharnâme ve Mahmud u Ayâz isimli mesnevileri mevcuttur.

Yukarıda alıntı yaptığımız eser ise 1915 tarihli “Mücevherât-ı Sâib-i Tebrîzî” adlı eserdir. Müellifi olan Mehmed Hulûsî bu kitabında Sâib-i Tebrîzî’nin bir kısım beyit ve mısralarını Türkçeye tercüme etmiştir. Bu eserde yer alan bazı beyitleri, yazarın çevirileriyle birlikte eklemeye devam edeceğiz..

Bu eseri bize ulaştıran Emrah Gökçe‘ye içten teşekkürlerimizle..